Durumlar 2

Posted: Haziran 1, 2011 by parabolizm in Koyu Siyah

Ya ben bu böbrek taşını düşüreceğim hayatımdan ve bedenimden,ya da bu taş bedenimle birlikte düşürecek beni hayatımdan. O derece ağrılarım,sızılarım var yani. Düşünüyorum da,şimdiye kadar döktüğüm kumlarla ve taşlarla belediyenin yol ve kaldırım çalışmalarına katkı yapabilecek kadar taş üretmiş böbreklerim. Uyku problemlerimi halen yenemedim,tutulmalarım ise bir hayli azalmış durumda. Gözü açık uyku nöbetlerim neredeyse sıfıra indi,ancak yine de mışıl mışıl uyurken bile nasıl oluyorsa etrafımdaki insanların konuşmalarını işitip,bunları ışık hızıyla rüyaya dönüştürebilen bir beynim var. Gözlerim iyice kör oldu,artık görüş açım 1 metreye kadar geriledi,belki daha da az. Gözlük kullanmama konusunda ısrarlarım devam ediyor,miyopluk derecem ayakkabı numaramla neredeyse eşdeğer biraz ironi yapmak gerekirse şayet. Bunlar dışında başka herhangi bir sağlık problemim yok,hamd olsun.

Ancak “haleti ruhiyemi ne siz sorun,ne de ben söyleyeyim” desem de aldırış etmeyin,söylemek için buradayım. Annemi özlüyorum,özlemi annıyorum. Anneme üzüyorum,annemi üşüyorum. Buz kesiyorum anneme. Sadece anneme değil,bir anda tepe taklak gelen aileme üzülüyorum,tepe taklak gelen yuvamıza. Anne-babamı eskisi gibi bir arada görmek istiyorum. İki camii arasında beynamaz kalmış bir insan gibi,iki ebeveyn arasında sıkışıp kalmak istemiyorum. Yıkılmış yuvamızın enkazından bir an önce cıkıp,yakılmış yuvamızın külleriyle yeniden doğmamızı istiyorum,olmayacak biliyorum. Ben olmayacak dualar ediyorum mesela,uçmayacak kuşların serçe parmağını taşıyorum ellerimde. İşte bu yüzdendir ki bir an önce gözlerimi yummak istiyorum. Ben yalancının mumu olmak istiyorum,yatsıya mütakiben sönmek örneğin. Tanrı’ya giden o8:15 cenazesinin kalkmasını bekliyorum. Hep aynı ümitle kafamı yastığa bastırıyorum hışımla,”gün doğmadan neler doğar” diyorum. Sahi,gün doğmadan neler doğar ? Ölüm doğar mı mesela,uyanamamak doğar mı ? Ya da sonsuza uyanış doğar mı ? Mesela benim bu yaşadıklarım,çektiğim sıkıntılar,yalnızlıgım,huzursuzlugum,ümitsizliğim Sibel’imin içine doğar mı ? Yoksa o peşin peşin içine doğabilecek olan bütün duyguları aldırmış mıdır,bilmiyorum.

Dayanamıyorum artık,kör bıçakların sırtını sıvazlamaya dayanamıyorum.
Mutsuzlukla dolu şu hayatımı paslı bir jilete ithaf etmeye dayanamıyorum.
Özgürlükçü bir insan olarak alyuvarlarımı damarlarıma hapsetmeye dayanamıyorum.
Bilinçaltımı içki şişelerinin arkasına saklamaya dayanamıyorum.
“Nasılsın” diyenlere “iyiyim” diyerek yalan söylemeye dayanamıyorum.
Bedenimi tanrıya,imanımı şeytana verip,bile bile “lades” demeye dayanamıyorum.
İçimdeki isa çarmıha gerilirken,gönlümü hamakta sallamaya dayanamıyorum.
Eriyip gidiyorum günden güne,kendi vücut ısıma bile dayanamıyorum.
Bir avuç dolusu hap yutsam,ilaçlara bile yan etkisi olur mutsuzlugumun,dayanamıyorum.

Durum bundan ibaret,dayanamıyorum. 
Kısık ateşte pişiyorum da,yanamıyorum.

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s